CAN DÜNDAR
ÖZLEDİM SENİ!!!
Â
Özledim seni…
Ayrılık yüreÄŸimi karıncalandırıyor nicedir…
Beynimi uyuÅŸturuÂyor özlemin…
Çok sık birlikte olamasak bile benimle olduÄŸunu bilmenin bunca yıl içimi nasıl ısıttığını yeni yeni anlıÂyorum.
YokluÄŸun, hatırlandıkça yüreÄŸime saplaÂnan bir sızı olmaktan çıkıp mütemadi bir boÅŸluÄŸa dönüşüyor.
Sabahlara seni okÂÅŸayarak baÅŸlamaları akÅŸamları, her iÅŸi bir kenara koyup seninle baÅŸ baÅŸa karşılamaları özlüyorum; oynaÅŸmalarımızı, hırlaÅŸmalarımızı, yürüyüşlerimizi, seÂvimli haÂÅŸarılığını, çocuksu küskünlüğünü…
Nasıl da serttin baÅŸkalarına karşı beÂni savunurken; ve ne yumuÅŸak, bir çift kısık gözle kendini ellerimin okÅŸayışına bırakırken… ya da kolyeni çözdüğümde kollarıma atlarken…
Hasta olduÄŸunda, o korkunç kriz geÂcelerinde günler, geceler boyu nöbet tuttuk başında… o ÅŸen kahkahalarına yeniden kavuÅŸabilmek için sessiz dualar ederek…
“Atlattı” müjdesini kutlarken yorÂgun bedenindeki yaraları okÅŸayarak, doktorun böldü sevincimizi:
“YaÅŸayamaz artık bu evde… yüksek binalar ve beÂton duvarların gri kentinde” dedi, “O gitmeli… ve kendine yeni bir hayat çizmeli…”
Bilsen, ne zor gitmen gerektiÄŸini bile bile “Kal” demek sana…
Ne zor, senin için ebedi mutluluÄŸun beni unutÂmandan geçtiÄŸini bilmek…
Gitmeni asla istemediÄŸim halde, buna mecbur olduÄŸumuzu görmek ve sana bunları söyleyemeden “Git artık” deÂmek…
“Beni ne kadar çaÂbuk unutursan, o kadar çabuk kavuÅŸacaksın mutluluÄŸa” demek saÂna ne zor…
Sesimi, kokumu çeÂkip alıvermek beyninÂden, sesin, kokun hâlâ beynimdeyken…
… seni görmemek ve belki yıllar sonra karşılaÅŸtığımızda bana bir yabancı gibi bakmaÂnı istemek senden…
… yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek…
… ve sonra kendi ellerimle bindirip seni yabancı bir arabanın arka koltuÄŸuna, birlikÂte güneÅŸlendiÄŸimiz onÂca yazı, yan yana titreÅŸÂtiÄŸimiz onca kışı, payÂlaÅŸtığımız bunca acıyı, onca kahkahayı ve bütün o uzak yeÅŸillikleri katıp yorgun bedeninin yanına, arÂkandan piÅŸmanlık gözyaÅŸları dökmek ne zor…
… ne zor hiç tanımadan seni emanet ettiÄŸim bir ÅŸoföre “Hızla uzaklaÅŸ buradan ve gidebileceÄŸin kadar uzaÄŸa git” demek…
… yokluÄŸunu beklemek, ne zor…
Â
* * *
Â
Bunları düşündükçe, ÅŸu anda uzakta bir yerlerde üşüdüğünü sezinleyerek panikliyorum. Bütün engelÂleri aşıp terkedilmiÅŸ caddeleri, kimsesiz sokakları. yalnız bulvarları arşınlayarak sana ulaÅŸmak, sessizce başını okÅŸamak, kulağına sevgi sözcükleri fısıldamak ve yavaşça üzerini örtmek geçiyor içimden…
Paylaştığımız bir mazinin, yitirdiğimiz bir geleceğe dönüşmesinden hicran duyuyorum.
Gizli gizli hüzünlendiÄŸim akÅŸamlardan birinde, terketmiÅŸlere özgü bir terkedilme korkusunu da yüreÂÄŸimin derinlerinde duyarak sana koÅŸmak, yaptıklarım ve daha çok da yapamadıklarım için özür dilemek ve
“Geri dön bebeÄŸim” demek istiyorum:
“Geri dön… kulüben seni bekliyor…”






Son Yazılar