Bacak Ağrısı Nedenleri
Bacak ağrısı dediğimiz ağrı bir çok şekilde ortaya çıkabilen türdendir.
• Büyüme dönemindeki oluşan ağrılar,
• Kasların sodyum ve potasyum pompası bozukluklarına bağlı ile oluşan sızlamalar,
• Dizlerin artrit, menisküs veya eklemlere su biriktirmesi sebebiyle oluşan problemler,
• Bacaklarda bulunan dolaşım sistemindeki sorunlarından kaynaklanan ağrılar,
• Bel omurlarımızda çıkan fıtıklaşma bacak ağrısı sebeplerinden sadece bir kaçıdır.
Büyüme dönemi ağrıları
Çocuklarda ve ergenlik dönemlerinde boy gösteren sıkça gözlenen bir durumdur. Genellikle baldırdan başlayan eklemler etrafında sıklaşan ağrılar saptanır. Bazen bu ağrılar şiddetli sızlamalar yükselir. Gün içerisinde aşırı aktif olan çocuklarda daha çok görülür. Gece uyurken uykudan uyandıracak kadar fazla ağrıyabilir.
Diz eklemlerinden dolayı oluşan ağrılar:
Diz eklemlerinin hemen altında veya üstünde yer alırlar ağrı yaparlar..Özellikle merdiven çıkarken, namaz kılarken, dizleri zorlayarak yapılan işler sonucunda ortaya çıkar.Soğuk havalar bu ağrıları tetikleyebilir.
Bel veya kalçada sinir sıkışması
Bu oluşan ağrılar birden gelerek bacakların aşağısına doğru yayılır ve aşırı şiddetli sızlamalar şeklinde baş gösterebilir. Ağrı veya sızlamalar bacak hareketleriyle yer değiştirir veya şiddeti şiddeti artar veya azalır.
Göz Tansiyonu Belirtileri
Göz Tansiyonu Belirtileri
Görmemizi zorlaştıran kimi zaman kaybettirebilen bu rahatsızlığın toplumdaki adı göz tansiyonudur. Gözün içindeki basıncın normal değeri 10-20 mmHg civarındadır. Göz tansiyonunun yükselmesine bağlı olarak ortaya gittikçe artan görüş bozukluğu yada görme duyusunda azalmayı birey kendi fark ettiğinde görme duyusu niteliğini % 90 kaybetmiş demektir.
Göz Tansiyonu Belirtileri :
Görmede çok fazla azalma ve ağrı hissedilmediğinden glokom denilen şey çok geç fark edilir.
Sabahları artan baş ağrısı ; gece olunca lamba etrafında ışıklı halkalar görme kapalı açılı glokom tipinin belirtisidir.Bu sebeple, hastalığın erken teşhis edilmesi için ancak ve ancak 45 yaşın üstünde olan bireylerin bir göz uzmanı tarafından yapılan rutin göz muayenesi esnasında anlaşılması mümkündür.
Göz tansiyonu tedavi edilirken, kademeli bir şekilde yol izlenir. Hastalık teşhis edildikten sonra mevcut olan pek çok ilaç seçeneğinden hastalığın tipine uygun olanı ile tedaviye başlanır. Hastalık hemen takibe alınır.
Gerekli zamanlarda göz tansiyonu ve görme alanı takip edilir. Gerekirse başka ilaçlarla tedaviye devam edilir. Bu yapılanlara rağmen göz tansiyonu düşmez, görme alanı bulguları artarsa, ameliyat yapılır.
Ameliyat genellikle, lazerle veya klasik yöntemle yapılır. Ameliyatın başarılı olma oranı yüzde 80-90’dır. Basamak tedavisi, doğumsal göz tansiyonu yüksekliğinde yapılan bir tercih değildir. Bu hastalığın tedavisinde tek yol ameliyattır ve başarı oranı,ne yazık ki büyüklerdeki kadar fazla değildir.
Boyun Fıtığı Belirtileri
BOYUN FITIĞI
Boyun fıtığı önemli bir hastalıktır. Tedavi edilmediğinde çok rahatsız edici boyutlara ulaşabilir. Boyun fıtığı, boyun bölgesindeki omurların arasında bulunan disklerin yapısında bozulmalar sonucu omurilik ya da sinir köklerine baskı oluşmasıdır. Uzmanlara göre boyun fıtığının en çok görülen belirtileri boyun ve kola vuran ağrı olmakla beraber daha ileriki dönemlerde kollarda ve bacaklara his kaybı ve güçsüzlüktür.
Boyun Fıtığı Belirtileri
Boyun fıtığına birçok şey neden olabilir. Mesela baş öne eğik bir şekilde uzun süre çalışma, çok fazla telefonla konuşmak, oturarak uyumak, yaşlanmadan kaynaklanan kemik yapısındaki değişiklikler, masa başı işler, ani ver sert yapılan boyun hareketleri, boyun kaslarında zayıflık, uzun süre bilgisayar ya da daktilo kullanmak, uzun süre araç kullanmak, geçirilmiş boyun travması ve spor yaralanmaları gibi birçok etken boyun fıtığına yol olabilir.
Boyun Ağrısında Yapılması Gerekenler:
Boyun ağrılarının en büyük sebebi sürekli aynı pozisyonda çalışmaktır. Ancak alınacak bazı önlemlerle boyun ağrıları sorun olmaktan çıkabilir.
Aynı pozisyonda uzun süre kalmamaya çalışın
Yatarken çok sayıda yastık kullanma ve kullanılan yastığın kalın olmamasına özen gösterin
Çalışmanıza ara vererek aralıklı olarak ayağa kalkın ve kısa yürüyüşler yapın
Çalışırken pozisyonunuzu en iyi şekilde ayarlamaya çalışın
Televizyon izlerken kanepenin başına kafanızı dayadığınız durumlarda uyuklamamaya özen gösterin
Çok fazla telefon görüşmesi yapıyorsanız telefonu boyun ile omuz arasına çok fazla koymamaya çalışın
Masa başında oturarak çalışma durumunda ya da bilgisayar karşısında otururken sürekli boynunuzun eğik olmamasına dikkat edin
Boyun egzersizleri yapın ancak kontrolsüz spor yamaktan uzak durmaya çalışın
Depresyon Belirtileri
DEPRESYON NEDENLERİ
Depresyon önemsenmesi gereken bir rahatsızlıktır. Genellikle 20 ila 50 yaşları arasında daha sık görülmektedir. İnsanlar birçok nedenden dolayı depresyona girebilir. Depresyona duygu bozukluğu da denilir. Depresyon sorunu yaşayan kişiler eskiden zevk aldıkları uğraşlardan zevk almamaya ve hayata bakış açıları daha karamsar olmaya başlar. Ayrıca çalışma iş hevesini ve enerjisini yitirir. Çevreyle olan bağlantısını keser ve yalnız kalmaya özen gösterir. Bu ruh hali bazı kişilerde tepkisizlik, durgunluk hissedilirken, bazılarında açık bir üzüntü hissi hatta sık sık ağlama da söz konusu olabilir.
Depresyona giren kişi geleceğe umutla bakmaz. Aksine geleceğe dair çok karamsar olurlar. Düşüncelerindeki bu olumsuzluk kişinin kendine verdiği değer duygusunu da etkiler. Öyle ki depresif kişi iyi bir insan olmadığını inancını yitirmeye ve kendisinden kuşku duymaya başlar. Depresyona giren kişinin davranışlarında bazı değişiklikler görülebilmektedir. Kişi eskisine göre daha yavaş hareket eder, aklına gelen düşüncelerde farlılıklar gösterir ve tutarlı davranışlar sergilemez. Bu tür davranışlardan dolayı kişi insanlardan uzaklaşmak isteyebilir ya da içine kapanabilir.
Depresyona giren kişilerin iştahı azalabilir yada artabilir. Yani depresyon durumunda olan kişi ya çok kilo alır ya da çok zayıflar. Ayrıca sıkıntıya bağlı kalp çarpıntıları, panik nöbetleri, sık sık idrara çıkma gibi durumlar ortaya çıkabilir. Aynı zaman da depresyon cinsel isteksizliğe de neden olabilir. Depresyon çok önemsenmesi gereken bir rahatsızlık türüdür çünkü depresyona giren kişi önce yaşama isteksizliği, ölmüş olmayı isteme ve giderek yaşamına son verme düşüncelerine yol açabilir.
Depresyon belirtileri:
Depresyonun birden çok belirtisi vardır. Aslında kişiye dikkatlice bakıldığında bu kolayca fark edilebilinir. En çok anlaşılan belirtisi kişinin yaşam sevincini ve ilgisini yitirmesidir. Bazı durumlarda ise alınganlık ve karamsarlık ön planda olabilir. Ayrıca hayattan zevk almama, üzüntü hali, uyku ve iştah kaybı,halsizlik görülebilir. Kişinin durgun olması agresif ve gergin görünmesi ayrıca çok karamsar olması ,hiç bir şey yapmak istememesi, tutarlı davranışlar sergilememesi gibi durumlarda depresyon belirtilerindendir. Bu belirtilerin haftalar boyu sürmesi depresyon halinin olduğunu göstermektedir. Depresyon farklı dönemlerde görülebilir. Mesela kadınlar hamilelik sırasında ya da doğumdan sonra depresyona girebilir. Depresyon genellikle 20’li ve 50’lili yaşlarda daha çok görülebilir. Bu dönemler geçiş dönemi olduğundan ve her geçiş dönemi uygun şarlara uyum gerektirdiğinden depresyona girilme olasılığı daha fazladır.
Tansiyon
TANSİYON
Tansiyon genellikle iki nedenden dolayı ortaya çıkmaktadır. Bunlardan bir tanesi damar yatağı içerisinde sıvının fazlalığından, ikincisi de damar civarındaki elastik lifleri kasılmasına bağlı olarak damar yatağında oluşan basınçtan. Basıncın niçin ve nasıl arttığı bu iki sebeple açıklanabilir.
Böbrek rahatsızlığı olan kişilerde vücut fazla suyu atamayınca sıvı artışına bağlı olarak basınç, yani tansiyon yükselir. Ayrıca kalp hastalığı ve stres faktörleri de tansiyonu tetiklemektedir. İki çeşit tansiyon hastalığı vardır. Bunlar esansiyel yani primer tip denilen hipertansiyonun tam olarak nedeni bilinmez ve hastaların yüzde 90’ bu gruptadır. Genetik yatkınlık başka bir değişle ailede tansiyon hastalığın bulunması önemlidir. Risk faktörleri aşırı tuzlu,beslenme,stres,hareketsiz yaşam,obezite gibi rahatsızlıkları ortaya çıkartabilir.
İkincil (sekonder) hipertansiyon ise böbrek ve üstü bezlerini, tiroid bezini ilgilendiren hastalıklar,gebelik ve kullanılan bazı ilaçlara bağlı olarak değişir.Hipertansiyon halk arasındaki adıyla yüksek tansiyon olarak ta bilinir. Yüksek tansiyon organ hasarına neden olduğundan kesinlikle hastalık olarak kabul edilmektedir. Aynı zamanda başka bir hastalığın sonucu olarak da hipertansiyon ortaya çıkabilir. Yüksek tansiyonda baş ağrısı görülebilir. Bunun nedeni tansiyonun damarlara gereğinden fazla baskı uygulaması ve sinir uçlarına etki etmesiyle baş ağrısının ortaya çıkmasıdır. Genellikle yüksek tansiyonu olan kişilerde enseden başlayan baş ağrısı görülmektedir.Yüksek tansiyonu olan kişiler mutlaka uzman bir hekime gitmeleri gerekmektedir. Yüksek tansiyon her zaman dikkate alınmalıdır. Zamanında önlem alınmazsa daha kötü sonuçlara neden olabilir. Birde tansiyonun 11’in altında olması durumu hipotansiyon yani düşük tansiyondur.Bir hastalık değil fakat hastalık belirtisidir.
