Kategori 'Kariyer'
Bir sorunla ilgilenirken ne kadar düzenli ve sistemli çalışırsanız, çözüm aşamasında o derece olumlu ve yaratıcı olursunuz. Sistemli düşünmek için, 10 adımdan oluşan bir yöntemden yararlanabilirsiniz. Bu yöntemle, yaratıcılığınızı dahilik seviyesine çıkarırsınız.
1. Dilinizi olumsuzdan olumluya çevirin. “Sorun” sözcüğü yerine “durum” sözcüğünü kullanın ya da bunu bir mücadele ya da fırsat olarak adlandırın. Satış başarısız olursa, “Aslında, ilginç bir mücadele. Bu duruma bir daha düşmemek için satış becerilerimi geliştirmek adına iyi bir fırsat,” gibi bir ifade kullanabilirsiniz.
2. Durumunuzu ya da çektiğiniz zorluğu açıkça tanımlayın. Karşı karşıya olduğunuz güç durum tam olarak nedir? Stresli ve endişeli olmanızın nedeni nedir? Sizi kaygılandıran nedir? Neden mutsuzsunuz? Bunları ayrıntılı ve açık bir biçimde yazın.
3. “Başka ne sorun var?” diye sorun. Yüzeysel bir yanıtla yetinmeyin. Bir belirtiyle konudan sapmak yerine, sorunun kökenine inmeye çalışın. Soruna farklı yönlerden Devamını okuyun…»
25.02.2008
“Antrenmanların her dakikasından nefret ediyordum. Fakat kendime “vazgeçme” dedim. Şimdi sıkıntı çek ve hayatının geri kalan kısmını bir şampiyon olarak yaşa.”
(M.Ali Clay)
Sevgili gençler!
Muhtemelen ilk çocukluğunuzdan itibaren çevrenizdeki insanlar size bazı meslekleri yakıştırdılar. Anneniz doktor babanız ise avukat olmanızı istedi. Öğretmeniniz ise mühendisliğin size yakışacağını söyledi.
Sizse, belki edebiyatçı veya felsefeci olmayı hayal ettiniz.
“Şimdi, zamanı geldi.”
Size “hayallerinizden vazgeçip gerçeğe dönün!”demiyorum. Size, “Hayallerinizi gerçekleştirmenizin zamanı geldi.”diyorum. Size geleceğinize sahip çıkmaya ve kendiniz Devamını okuyun…»
25.02.2008
Şevkinizin Kırılmasına İzin Vermeyin
Siz de yaşamında gerçekten istediği şeylere ulaşamayan milyonlarca insandan biriyseniz, bunun nedeni “şevk kıran” birkaç basit tutum olabilir.
Hepimizi etkileyen ve hedeflerimize ulaşmak için üstesinden gelmek zorunda olduğumuz dört şevk düşmanı var.
Birinci şevk düşmanı, güvenliğimizi yitirme korkusudur.
Sahip olduğumuz güvenliği kaybetmekten o kadar çok korkarız ki peşinde koştuğumuz daha güçlü güvenliği elde etmek için ondan vazgeçemeyiz. Kendi içimizde oluşturduğumuz güvenliğin dışında bir güvenlik olduğuna inanmıyorum. Aslında, yaşam denen mücadeleyle başa çıkma yeteneğimiz ölçüsünde güvendeyiz ve güvensizliği yönetme becerimizin izin verdiğinden daha güvende olamayız.
Bunun anlamı, istediğimiz şeye sahip olmak için elimizdekini feda etmemiz gerektiğidir. Herhangi bir şeyden vazgeçmeyi reddedersek, yeni başarılar için gerekli alan, zaman, para ve enerjiyi nereden temin edeceğiz?
İkinci şevk düşmanı, başarısızlık korkusudur.
Kaç kez, başarısız olacağınız korkusuyla birşey denemekten vazgeçtiniz? Çoğumuzun, başarının gerektirdiği anlık isyanları kabul etmek yerine vasat yaşamlara razı olması yazık değil mi?
Korkularımıza meydan okumalıyız ve her korkuyu sonsuza dek fethetmeliyiz. Çok geçmeden, korkuyu her fethedişinizde, bir sonrakini alt etmek kolaylaşacaktır. Unutmayın. En çok korktuğunuz şeyi yapın; sonuçta, o korkuyu kontrol edeceksiniz.
Üçüncü şevk düşmanı, kendinden şüpheye düşmektir.
Olumsuz düşüncelerin pençesine düşmüşsek, yaptığımız her şeyin yanlış olacağına inanırız. Bu şekilde düşündüğümüzde, büyük ihtimalle, her işimiz aksar ve sonunda başarısız oluruz.
Neyi yanlış yaptığınıza bakmak yerine, neyi doğru yaptığınıza bakın. “Hep ileriyi” hedefleyin, itirazları alt edin ve denemeyi sürdürün.
Çok geçmeden, kazanmaya başlarsınız. Zaferler, arka arkaya gelir ve sonunda, kendinize yönelik şüpheleri bir “olumlu inançlar” dağının altında boğar.
Dördüncü şevk kırıcı, değişim sancısıdır.
Değişime direniriz; çünkü değişim, eski benliğimizin bir bölümünün ölmesi gerektiği anlamına gelir ve hiç bilmediğimiz bir benlik doğar. Yeninin doğuşu için emek verirken, aşina olduğumuz şeyin kaybı için yas tutarız.
Bu tutumun üstesinden gelmek için, mecbur olmadığımız halde yeni şeyler deneme alışkanlığı edinmeliyiz. Böylece yaşamımızda, güçlü bir duygusal temel olarak, eskinin en iyi yönlerini koruyabiliriz. Unutmayın. Her tür değişim, biraz sancılı geçer; ama kendi kendinize eyleme geçirdiğiniz değişimler, başkaları tarafından dikte ettirilen değişimlerden çok daha az sancılıdır.
25.02.2008
Hiçbir şey söylemediğiniz zamanlarda bile aslında ne kadar çok şey söylüyorsunuz, siz de fark ettiniz mi?
Kendini gizleme konusunda özel yetenekler geliştirmediyseniz, kelimeleri kullanmadığınız zamanlarda da hissettikleriniz ve aklınızdan geçirdikleriniz hakkında mesajlar göndermeyi sürdürürsünüz çevrenizdekilere.
Araştırmalar kişilerle iletişimde kelimelerin öneminin sadece yüzde 7 olduğunu söylüyor. Geriye kalan yüzde 93 sözsüz iletişimden ibaret. Yani siz konuşurken görüntünüz, beden diliniz ve ses tonunuz kelimelerin önüne geçiyor. Oysa iş hayatında ne çok güveniriz kelimelerin gücüne. Nerdeyse bütün hazırlıklar bu yöndedir. Zam mı isteyeceksiniz? Hemen bir konuşma hazırlanır, içinde haklı gerekçeler sıralanır. Satış görüşmesine mi gidiyorsunuz, müşteriyle konuşulacaklar tekrarlanır yol boyu. Önemli bir sunumunuz mu Devamını okuyun…»
25.02.2008
İletişim, herkesin farkında olduğu ancak tam olarak tanımlanamayan bir olgudur. İletişim kavramı; süreç, etki, düşünce, haber, duygu, ifade, mesafe temel eğitim becerileri gibi birçok kavramı içeren karmaşık ve çok boyutlu bir süreci kapsamaktadır.(1) .
Aile toplumun en küçük ve temel birimidir. Ancak aile ülkeden ülkeye, kültürden kültüre farklılıklar gösterdiği gibi,aynı ülke içinde de kentten kırsal kesime, ekonomik duruma ve yörelere göre de farklılıklar gösterir. Bu bağlamda ailenin kesin ve evrensel tanımını yapmak güçtür.
Günümüz toplumlarında aile kurumu geleneksel ve çekirdek aile olarak sınıflandırılmaktadırlar.
Geleneksel aile “çok sayıda çekirdek ailenin aynı çatı altında oturmasıyla oluşan bir aile tipidir(2) köysel ve geleneksel toplumların bir kurumudur.
Çekirdek aile,modern toplumlarda yaygındır. Ülkemizde de aile kurumu geleneksel aileden,çekirdek aileye yönelmiştir. Ancak ülkemizde çekirdek ailelerin, geleneksel aile Devamını okuyun…»
25.02.2008
Sonraki Yazılar
nceki Yazılar