Erkeklerin seksi buldukları yerler neresi?  En beğendiğiniz ve seksi bulduğunuz özelliğinizi ön plana çıkarın!

Kokunuz
Kokunuz bir erkeğin başını döndüren şey olabilir. Sevgiliniz kokunuza bayılıyorsa, vedalaşırken sizi biraz daha koklamasına izin verin.

Dudaklarınız
Koyu kırmızı ruj dolgun dudaklarınızı daha arzulanır bir hale getirebilir. Erkekler için ilk öpücük çok önemlidir. Onu unutamayacağı şekilde tutkulu bir şekilde öpün.

Tırnaklar
Erkekler tırnakları cadılıkla özdeşleştirseler de seks sırasında tırnaklarınızı sırtında gezdirmenizden büyük zevk alırlar.

Köprücük kemiğiniz..
Yanlış okumadınız, köprücük kemiği bölgeniz bazı erkekler için en seksi yeriniz olabilir.

Gözleriniz..
Seksi bakan gözlere hiçbir erkek karşı koyamaz. Dumanlı göz makyajı ya da pırıltılı göz farı ile seksi bakışlara sahip olabilirsiniz. Siyah maskara, ince ve düzgün sürülmüş eye-liner ile gözlerinizi ön plnana çıkarabilirsiniz. Makyajınızın geri kalanı için uygulayacağınız pembe allık ve gül kurusu dudaklar size doğal bir görünüm verebilir.

Boynunuz
Kuşkusuz erkekleri en çok tahrik eden bölge boyun.. Uzun boyunlu, saçları sırtına dökülmüş bir kadından daha seksi ne olabilir.

Kulak memeniz
Yumuşak ve hassas.. Erkekler buna bayılıyor..

Saçınız..
Dağınık saçlar ya da dağınık topuz erkekleri en cezbeden haller..

Göğüsleriniz..
Çoğu erkek için tartışmasız kadınların en dikkat çekici ve seksi özelliği göğüslerdir..

Teniniz..
Yumuşak bir ten her erkeği etkiler.. Sıcaklığınızı hisseder. Pürüzsüz ve temiz bir vücuttan daha seksi ne olabilir ki?

 

Cinsellikte beklenen kadın ve erkek rolleriyle ilgili birçok yanlış inanış vardır. Bu inanışlar erkeklerin de kadınların da cinselliğe karşı tutumunu ve cinsel davranışlarını etkiler. Cinsel yaşam alanımızı daraltır ve alınabilecek hazların bir bölümünü de yitirmemize yol açar.

Bir kadınla bir erkek nasıl tanışır? İlk beğenileri iki taraf da çok da farklı olmayan biçimde belli eder. Ama ilk adımı atmak, girişimde bulunmak genellikle erkeklerden beklenir. Kadınlardan böyle bir girişkenlik beklenmediği gibi, pek de hoş karşılanmaz, böyle davranışlar toplumsal onay ile pekiştirilmez. İlk adımı atan kadına da her toplumsal ortamda pek iyi gözle bakılmaz. Elbette günümüzde, bu anlayışın yıkıldığı, daha eşit bir girişkenliğin özendirildiği toplumsal ortamlar da vardır, ama bunlar azınlıkta kalır. Bu toplumsal rol modelleri, cinsellik için de aynen, hatta daha belirgin olarak geçerlidir.

‘Cinsel ilişkiyi erkek başlatır’ inanışının daha abartılı bir diğer yönünü ‘cinsel ilişkiyi başlatan kadın ahlâksızdır’ yanlış inanışında görürüz. Bu inanışın altında aynı zamanda kadınları ‘iyi’ ve ‘kötü’ olarak ikiye ayıran yüzyıllık düşünceler yatmaktadır. Bazı kadınlar iyidir; Madonna, anne, aile kızı, evlenilecek kadın, bacı tanımlamaları böyledir. Diğer kadınlar kötüdür; cadı, ahlâksız, kahpe, metres olarak tanımlanır. Bu iki uçta yer alan kadınlara, toplumsal yaşamda da cinsellikte de çok farklı roller yüklenir. Cinselliğin haz bölümü de bu ayırımda nedense hep kötü kadınlara düşer. Oysa bu ayırım yapaydır, dünya hiçbir konuda olmadığı gibi bu konuda da siyah ve beyazdan ibaret değildir.

Kadınların büyük bölümü cinsellikten haz alır, alamadığında sorun yaşar. Bu inanışlar kadınların yalnızca cinselliklerini yaşamasının değil bu konuyu düşünüp tartışmasının da önünde önemli bir engel oluşturur. Cinselliğin iki kişilik bir süreç olduğunu düşündüğümüzde, görece özgürlük tanıdığımız erkeklerin de cinsel deneyimlerini kısıtlar.

Cinsel ilişki iki kişinin istek ve katılımıyla oluşur. İki tarafın da istekli ve etkin olarak katıldığı bir sevişmeden herkes daha çok haz alır. Oysa bu inanışların etkisindeki kadınlar, cinsel isteklerini bastırmayı öğrenirler, neredeyse unuturlar, “ben böyle şeylerle ilgilenmem” diyecek kadar cinsellikten uzaklaşırlar. Cinsel ilişkiye adeta yalnızca eşleri için girişirler, hiçbir etkin katılım göstermezler, cinsel ilişkinin bir an önce bitmesini beklerler.

Bu yanlış inanış madalyonunun diğer yüzündeki erkek, her zaman cinsel ilişkiyi başlatmalı, eşinin isteğini yaratmalı, baştan sona kadar ilişkiyi yönetmeli, sürekli aktif olmalı, hem kendisinin hem cinsel eşinin hazzını sağlamalıdır. Cinsel yaşamı bu çerçevede yıllarca giden birçok insan, birçok çift vardır. Oysa, yalnızca kendi etkinliğimizin söz konusu olduğu cinsel davranışımız masturbasyondur. Eşli cinsel etkinliklerde, iki tarafın da istekli katılımı esastır. Her eş diğerinin tepkilerinden de etkilenir ve haz alır. Sevişme sürecinde zaman zaman birinin ya da diğerinin etkinliği baskın hale geçebilir. Çeşitli sevişme biçimlerini biri ya da diğeri önerebilir.

Cinsel davranışların değişkenliğinin sağlanması, özellikle uzun süreli ilişkilerde monotonlaşmayı ve uzaklaşmayı önler. Ayrıca erkekler de kadınlar gibi okşanmaktan, öpülmekten, cinsel olarak uyarılmaktan hoşlanırlar. Bunlar erkeklerin cinsellikten aldıkları hazları zenginleştirir. Özellikle yaşları ilerleyen erkeklerin cinsel açıdan uyarılmaya gereksinimleri artar, penisin sertleşmesi için cinsel eşin uyarımı gerekir.

Cinsel ilişkiyi kim yönetir? Aslında bu sorunun kendisi, cinselliği bir iktidar ilişkisi olarak gören anlayışın bir ürünüdür. Toplumda kadın-erkek rollerinde ve cinsellikte hep bu anlayışın izleri vardır.
Cinsel ilişkiyi kimsenin yönetmesi gerekmez, iki insan birlikte cinsel hazlar üretir ve bunları paylaşırlar.

 

Sayıbilimcilere yani ‘numerolog’lara dayandırılan habere göre, isimlerdeki sesli harfler seks performansını belirliyor. Sadece sesli harflere puan veren sayıbilimciler, ‘A’ harfinin 1, ‘U’ harfinin 3, ‘E’ harfinin 5, ‘O’ harfinin 6 ve ‘İ’ harfinin karşılığının 9 puan olduğunu belirtti.

Türkçe alfabeye uygun ; Numerologlar, bu sesli harfler dışında kalan ve Türkçe’de de kullanılan ‘Ü’ ve ‘Ö’yü de unutmadı. Uzmanlar Ü’nün ‘U artı E,’ Ö’nün de ‘O artı E’ olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirttiler. Yani ‘Ü’ için 8 puan, ‘Ö’ harfi için 11 puan alındı. Sesli harflerin bu rakamsal değerlerin ışığında yorumlanacağı belirtildi.

Seks performansını hesaplayın; İsimden cinsellik analizine, sesli harflerin yerine yukarıda anlatılan rakamsal karşılıkların konulmasıyla başlanıyor. Örneğin, ABD’li ünlü sosyetik güzel Paris Hilton’un ismindeki sesli harflerin toplamı 26 ediyor. Sonuç iki basamaklı olduğu için 2 ve 6 birbiriyle toplanıyor. Bu durumda Paris Hilton, 8 numaralı değerlendirmeye dahil oluyor.

1- HIZLI: Romantizmi sevmiyor, hemen işe koyuluyor. Riskli yerlerde sevişmeyi seviyor.

2- DUYGUSAL: Romantik… Yatak odasında mum ışığı ve şampanya bulunduruyor.

3- YENİLİKÇİ: Değişikliği seviyor. Sevişme sırasında değişik karakterler sergiliyor.

4- TECRÜBELİ: Cinsellikte ‘klasik’ birleşmeden yana. Alışılagelmişin dışına çıkmıyor. Haz aldığı oyunların keyfini çıkarıyor.

5- DENEYCİ: Başta yeni aşk oyunları, her şeyi denemek istiyor. Seks oyuncakları hatta kelepçe bile kullanıyor.

6- HİSSEDİYOR: Duyuları kullanıyor. İpek tüller içinde, vücuduna egzotik yağlar sürdükten sonra sevişmeyi seviyor.

7- SINIRSIZ: Başkalarının uygun bulmadığı muzır oyunları denemekten kaçınmıyor.

8- ATEŞLİ: Güçlü, ateşli. Nabzının hızlı atmasını seviyor. Kamasutra hayranı.

9- SERT: Cinselliği sert yaşamak istiyor. İsteklerini partnerinin kulağa fısıldıyor, ama yatakta hayal kırıklığına uğratmıyor

 

Vajinismuslu kadınların çoğu halen bakiredir. Çünkü vajinismus ilk gece ortaya çıkar. İlk gece başarısız olan çift sorunun geçici olduğunu ve daha sonraki günlerde kendiliğinden çözüleceğini düşünür. Fakat daha sonra da sorun devam edince kadında kadınlığında eksiklik olduğu düşüncesi, üzüntü, sıkıntı, gerginlik, her şeyin daha kötüye gideceği korkusu ve ardından suçluluk duyguları ortaya çıkmaya başlar. Erkek ise eşi tarafından istenmediği, reddedildiği duygularına kapılmaya başlar. Zamanla sertleşme yetersizliği olur. Erkeğin duyguları öfke ve kırılganlık arasında gidip gelir.
Vajinismusun Nedenleri
Vajinismusun en sık nedenleri psikolojik kaygılardır. Kız çocuklarına öğretilen veya irademizin bilinçdışımıza kodladığı “cinsellik kötüdür”, “kızlık zarı çok değerli ve korunması gereken bir şeydir” düşünceleri bu problemin ortaya çıkmasında önemli bir yer tutar. Bazen neden cinsel bilgi eksikliği, basit bir utanma ve cinsel duygulardaki baskılanma olabilir. Bazen de altta yatan neden özellikle çocukluk dönemindeki travmatik bir yaşantıdır. Bu durumda geçmiş de yaşanmış taciz gibi travmatik olayların bilinçdışına itilen bugünkü izdüşümleri ve etkileri gibi daha karmaşık içsel çatışmalar, yanlış kalıplar yada zorlamalar beden-zihin bütünlüğünü bozup vajinismusa neden olabilir. M. Erickson’un dediği gibi “defolu bir öğrenme ve kabullenme” vardır.
Nedenleri davranışsal, bilişsel, dinamik ve varoluşsal modellere göre de ele alabiliriz. Yani geçmişte yaşanmış bir taciz, ensest ilişki yada kötü bir cinsel deneyimin kötü ve acı verici olarak değerlendirildiği davranışsal model, yine geçmişte maruz kalınan cinsel yasaklar ve abartılı ilk gece hikayelerin bilinçdışında oluşturduğu cinsellikle ilgili negatif şemaları içeren bilişsel model, daha çok Freud’un ruhsal gelişim evrelerinden cinsel kimlik gelişiminin ilk basamağı olan fallik dönem sorunlardan kaynaklanan dinamik model ve kadın kendini eşine ifade etmesi, farkında olmadan kendi varlığını eşine hissettirmesi ve istediği ilgiyi görmesi için başlattığı bilinçdışı otomatik hareketleri içeren varoluşsal model şeklinde nedenler ele alınabilir. Model veya modellerin çabuk tespiti vajinismus tedavisine yön verir. Örnek olarak; davranışçı ve bilişsel yöntemle başarıya ulaşan bir tedavi sonunda cinsel ilişki yaşanır ve sorun çözülür. Fakat vajinismus nedeni eşe ve yaşama karşı kendini var etme çabası gibi varoluşsal bir yapı ise, zamanla yaşanılan cinsel ilişkiye karşı bunaltı ve kaygı duyulmaya başlanır ya da yaşanılan ilişkiden yeteri kadar cinsel haz alınmaz. Nedeni bilenemez. Her şey yolundadır, yıllardır çekilen sorun çözülmüştür ama bir anda anlamsız bir boşluğa düşülür. İşte varoluşsal model bu sorunun çözümüne ışık tutabilir. Bu nedenle her vakaya davranışsal, bilişsel, dinamik ve varoluşçu yaklaşımları içeren “bütüncül psikoterapi” çerçevesinden bakmak doğru bir yaklaşım olacaktır.
Dinamik modele göre vajinismus; cinselliğin kirli ve kötü bir şey olarak görüldüğü bir savunma tepkisidir. Yani kadın, bilinçdışında, saldırgan ve tehditkar olarak algıladığı erkekle birleşmeyi reddeder. Vajinismuslu kadınlar annelerinin, kendisini ve çocuklarını korumaktan aciz, çaresiz ve bağımlı olduğunu düşünürler ve cinsel ilişkiyi annenin bu zavallılığıyla özdeşleşme çağrışımı yaptığı için, ilişkiye girmemeyi en iyi savunma olarak algılarlar. Sonuçta, vajina istem dışı kasılır, cinsel birleşme olanaksız hale gelir.
Nedenleri çoğaltmak mümkündür. “Hastalık yoktur hasta vardır” deyimini anımsatıp, benim şimdiye kadar rastladığım en sık vajinismusa yol açan nedenleri genel olarak sıralayacak olursak:
-Kızlık zarının çok değerli ve korunması gereken bir şey olduğu düşüncesi,
-Cinsel kimlik bozukluğu yani eşcinsel özdeşleşme,
-Cinsel bilgi eksiklikleri,
-Geçmişte cinsel tacize veya tecavüze uğrama,
-Kızlık zarının yırtılması sırasında korkunç bir acı duyulacağı fikri,
-Ağrı ve acı duyulacağına dair korku ve inanışlar,
-Ağrı eşiğinin düşük olması,
-Utanma ve cinsel duygulardaki baskılanma,
-Baskıcı ve otoriter bir baba,
-Zayıf, güçsüz yada baskın bir anne,
-Pasif, bağımlı yada aşırı anlayışlı koca,
-Cinsel uyarılmada problemler,
-Vajinal kayganlıkla ilgili problemler,
-Cinsel isteksizlik,
-Genç kızlık döneminde seksin pis ve kötü olduğunu öğreten yanlış ve katı eğitim tarzı,
-Kadının cinsel bir meta veya cinsel bir obje olarak algılanması,
-Cinsel organın giriş yerinin bilinmemesi,
-Kızlık zarının korunması fikrinin yaşattığı ve şartlandırdığı gerginlik,
-Çocuklukta ve grenlikte “bacaklarını kapa”, “eteğini ört” gibi uyarılar,
-Cinsel mitler,
-Çocukluktan kalma korkular,
-Cinsellik konusunda yerleşmiş yanlış ön yargılar,
-Katı ahlak kuralları ve tabular,
-İlk cinsel ilişki sırasında kadının canının fazla yanması,
-Vajinanın içine herhangi bir şey giremeyecek kadar ufak olduğuna dair yanlış inançlar,
-Aşırı katı bir toplum düzeni içinde yaşama,
-Görücü usulü evlenmeler,
-Cinsel ilişkinin çok ağrılı olacağı yanlış bilgisi,
-Bilinçdışında yaşanan suçluluk, ayıp, günah gibi fiziksel, kültürel, dinsel ve ahlaki korkular,
-Bilinçdışına itilmiş bilinmeyen bir düşünce yada davranışın psikosomatik etkisi,
-İlk gece korkusu,
-Ağrılı bir jinekolojik muayene,
-Simgesel olarak zihninde aşırı büyütülen penis yüzünden çok acı çekme veya parçalanma korkuları,
-Geçmişte genital bölgeye gelen bir darbe yada travma,
-Gebe kalma korkusu,
-Çocuklukta makattan fitil kullanılması,
-Uygun olmayan veya istenmeyen bir birliktelikte eşten sakınma,
-Bazı enfeksiyonlar ve anormalliklerde vajinismusa yol açabilir. Bunlar: Endometriozis, kronik enfeksiyonlar, kızlık zarının gergin olması vb.
Vajinismusa Neden Olan Önyargılar
-İlk birleşme her zaman acı verir,
-Kızlık zarı aile şerefini korur, yırtılır, kanar ve patlar gibi ön yargılar,
-Cinsellik erkeklerin gereksinimidir,
-Cinsellik kadınları için zorunludur,
-Cinsel ilişki kötü ve acı vericidir,
-Erkekler potansiyel tehdit kaynağıdır,
-Erkekler baskındır,
-Vücuda giren bir şey zarar verebilir ve şiddet içerir,
-Korku ve öfke daima bastırılmalı, asla dışa vurulmamalıdır,
-Kadınlar zayıf ve çaresizdir,
-Erkeklere güvenilmez.
Vajinismusun Temel Belirtileri
O an geldiğinde kişi panik atak benzeri bir durum yaşar. Eşini iter, kasılır. Korkar, bilinci açık olsa da kontrolünü yitirir, kontrol bilinçdışının eline geçer. Kişi bilinçdışı tarafından negatif bir hipnoz transı haline getirilir. Endişe, korku, kaygı duyar. Kişi zamanla aşağıdaki duygu ve düşüncelere kapılabilir:
-Duygusal tatminde azalma,
-”Herkesin bu kadar kolay yaptığı bir şeyi ben nasıl yapamıyorum?” şeklinde suçluluk,
-Utanç duyma,
-Kendinden nefret etme,
-Hayal kırıklığı hissi,
-Aile büyüklerinin veya yakınlarının “Ne zaman çocuk sahibi olacaksınız?” soruları nedeniyle duyulan korku,
-Zamanla meydana gelen cinsel isteksizlik vb.
Vajinismusulu Kadınların Ortak Özellikleri
-Çocukluk ve gençlik yıllarında ailelerinin iyi kızlarıdırlar, yani kurallara uyan, kızgınlığı dışa vurmayan, sürekli bir kabul ihtiyacı yaşayan kadınlardır,
-Cinsel ilişkiyi şiddet veya işgal edilme olarak görürler,
-Fiziksel şiddete maruz kalmış veya tanık olmuşlardır, yani kasılma, şiddete karşı önlem olarak ortaya çıkmaktadır,
-Cinsel şiddete maruz kalmışlardır,
-Her şeyin en kötüsünü düşünürler,
-Aileye bağımlıdırlar,
-Ahlaki ve cinsel olarak baskıcı ve otoriter bir babaları vardır,
-Baba-kız ilişkisinde güçlükler ve çatışmaları vardır,
-Cinsellikten hoşlanmayan ve cinselliği bir görev gibi yapan zayıf ve güçsüz bir anneleri vardır,
-Duygusal ve ruhsal gelişimleri sağlıklı değildir,
-Cinselliği aşağılayan bir aile yapıları vardır yani cinsel organlardan iğrenme veya hoşlanmama, olumsuz dinsel şartlanma vb. durumlar ailelerinde sık görülen yapılardır,
-Çocuksu bir kişilikleri vardır, çünkü bu kadınların psikoseksüel gelişimleri biyolojik yaşlarından geridedir. Yani cinsel açıdan hálá çocukturlar.
-Cinsel ilişkiye veya penisin vajinaya girmesine karşı fobik bir korku reaksiyonları vardır, hatta bu reaksiyon hastanın bir anlamda panik atak geçirmesine neden olabilir,
-Kontrolsüz davranışları vardır,
-Bedenlerinden hoşnut olmazlar,
-Ya çok çabuk güvenirler ya da güven duymada zorlanırlar, güven duyguları zedelenmiştir,
-Çocukluk çağından kalma korkuları sık yaşarlar,
-Kaygılı ve tedirgin ruh halleri vardır,
-Çocukluklarında ve genç kızlıklarında ailevi sorunları vardır,
-Yetişkinliği ve evliliği kabul etmede güçlük çekerler,
-Genellikle düşük sosyo-ekonomik ve eğitim düzeyleri vardır,
-Kentli kadınlarda daha az, kırsal kesim kadınlarında biraz daha çok görülür,
-Okşanmaktan hoşlanırlar hatta klitoris uyarılması ile orgazm olabilirler,

 

Orgazm sorunu yaşayan ve gizleyen çoğu çiftin işine yarayaak egzersizler.. Cinsel uyarılmadan sonra çoğunlukla orgazm olamamak ya da orgazmın gecikmesi, yapılan araştırmalara göre ülkemizde ki her yüz kadından 38’inde görülüyor. Daha da kötüsü pek çok kadın orgazm taklidi yapmak zorunda kalıyor. Ön sevişme süresinin kısa tutulması, kullanılan bazı ilaçlar ile klitoristeki bazı sorunların da nedenleri arasında bulunduğu orgazm güçlüğü sorununu çözebilecek egzersizler mevcut.

Kegel egzersizleri
 
Pelvik kasları (vajinal bölgesi kasları) hissetmek için tuvalette idrarınızı yaparken tutmayı deneyin. Bu sırada karın ve kalça kaslarınızı kasmayın. Pelvik kaslarınızı tanıdıktan sonra otururken ya da ayaktayken onları 5 saniye süresince kasın. Sonra gevşetip egzersizi günde 10 kere tekrar edin. Bu işlem sırasında bel ve karın bölgesinde ağrı varsa hareketi yanlış yapıyorsunuz.
 
Nefes egzersizleri
 
Sırt üstü yatıp, güzel bir cinsel birleşme anını hayal ederken tüm kaslarınız derin nefes alarak kasın ve hızla nefes verirken gevşetin. Bu işlem sırasında bel ve karın bölgesinde ağrı varsa pelvis kaslarınıza odaklanıp onları kasıp gevşetmeye özen gösterin.
 
Kavrama egzersizleri
 
Ucunda ip bulanan ping-pong topu boyutlarında hijyenik bir nesneyi vajina içine yerleştirin. Ayakta, dizlerinizi hafif kırarak vajen kaslarınızla topu kavramaya çalışın. Günde 10-15 dakika uygulamayı deneyin.

 
kadın, kadin, diyet, kadın sağlığı, astroloji, makyaj, evlilik, itiraf, guzellik, cinsel yaşam, cinsellik, moda, magazin, ev dekor, lazer epilasyon, kitap tanıtımı, sinema

 

 

...