Ocak 2010 için Arşiv

Epidural Doğum

Perşembe, 28 Ocak 2010

EPİDURAL ANESTEZİ NEDİR?
Epidural anestezi, omurilikten çıkan sinirlerin omuriliği çevreleyen zardan çıktıktan sonra, vücuda dağıldığı noktada uyuşturulduğu özel bir bölgesel anestezi şeklidir. Genel anesteziden farkı, ameliyat sırasında hastanın uyanık olması ve etrafında olup bitenleri algılamasıdır.
En sık kullanılan alanları nelerdir?
Epidural anestezi, en sık ağrısız doğum olmak üzere, sezeryan  ameliyatları, ayak ve bacak ameliyatlan, kalça protezi, fıtık onarımı, diz ameliyatı ve ameliyat sonrası ağrı kontrolünde kullanılır.
Epidural   anestezinin   avantajları   nelerdir?
Ağn vücutta stres reaksiyonu oluşturur. Bu da adrenalin ve noradrenalin gibi stres hormonlannın salgılanmasına neden olur. Bu hormonlar ameliyat sırasında tansiyon yükselmesi, kalp ritminde hızlanma gibi sonuçlar yaratmakta, doğum eylemi sırasında bu maddelerin salgılanması ise bebekle ilgili istenmeyen durumlann oluşmasına sebep olmaktadır. Epidural anestezide sadece ağrı sinirleri uyuşturulduğundan, tam ağrı kontrolü sağlanabilmektedir. Böylece ameliyat sonrası hasta hiç ağnsız I ya da 2 gün geçirebilir. Genel anestezi sonrası verilen ağn kesiciler ise ağrıyı azaltmaya yöneliktir ve sersemlik hali yaratmaktadır. Epidural anestezi uygulanan hastalar ağrı duymaksızın hareket edebilir ve doğum olayına ıkınarak aktif olarak katılabilirler. Sezeryan ameliyatında epidural uygulamalannın en büyük avantajı,

EPİDURAL ANESTEZİ NEDİR?

Epidural anestezi, omurilikten çıkan sinirlerin omuriliği çevreleyen zardan çıktıktan sonra, vücuda dağıldığı noktada uyuşturulduğu özel bir bölgesel anestezi şeklidir. Genel anesteziden farkı, ameliyat sırasında hastanın uyanık olması ve etrafında olup bitenleri algılamasıdır.En sık kullanılan alanları nelerdir?Epidural anestezi, en sık ağrısız doğum olmak üzere, sezeryan ameliyatları, ayak ve bacak ameliyatlan, kalça protezi, fıtık onarımı, diz ameliyatı ve ameliyat sonrası ağrı kontrolünde kullanılır.Epidural   anestezinin   avantajları   nelerdir?Ağn vücutta stres reaksiyonu oluşturur. Bu da adrenalin ve noradrenalin gibi stres hormonlannın salgılanmasına neden olur. Bu hormonlar ameliyat sırasında tansiyon yükselmesi, kalp ritminde hızlanma gibi sonuçlar yaratmakta, doğum eylemi sırasında bu maddelerin salgılanması ise bebekle ilgili istenmeyen durumlann oluşmasına sebep olmaktadır. Epidural anestezide sadece ağrı sinirleri uyuşturulduğundan, tam ağrı kontrolü sağlanabilmektedir. Böylece ameliyat sonrası hasta hiç ağnsız I ya da 2 gün geçirebilir. Genel anestezi sonrası verilen ağn kesiciler ise ağrıyı azaltmaya yöneliktir ve sersemlik hali yaratmaktadır. Epidural anestezi uygulanan hastalar ağrı duymaksızın hareket edebilir ve doğum olayına ıkınarak aktif olarak katılabilirler. Sezeryan ameliyatında epidural uygulamalannın en büyük avantajı annenin operasyon sırasında uyanık olacağı için bebeğin doğumu hissetmesi, ilk ağladığında sesini duyması ve ameliyat sonrası da diğer bireyleri ile birlikte sevinci aynı şekilde paylaşabilmesidir.Yapılan birçok araştırma, epidural anestezinin kanın içi operasyonlar sonrasında bağırsak hareketlerinde azalma (paralatik ileus) ve derin ven trombozu oluşma sıklığı azalttığını gösterir.

Nasıl uygulanır?

Uygulama, oturur veya yan yatar pozisyonda yapılır. Baş öne eğilir, dizler karına çekilerek sırt mümkün olduğu kadar kamburlaştırılır. Hastanın bel bölgesi, mikrop öldürücü (antiseptik) bir solüsyonla silindikten sonra steril örtüler örtülür. Epidural girişimin yapılacağı bölge önce bir iğne ile uyuşturulur. Uyuşturulan yerden biraz daha kalın bir iğne ile epidural aralığa girilir ve iğnenin içerisinden ince plastik bir borucuk (kateter) yerleştirilir. İğne çıkarılır ve kateter flaster yardımıyla sırta tespit edilir. Bu sayede kateterden gerektikçe ilaç verilerek uzun  süreli  ağrı  kontrolü  sağlanır.

Guatr Belirtileri

Çarşamba, 27 Ocak 2010

GUATR

Guatr, boynun ön kısmında bulunan tiroid bezinin herhangi bir nedenden dolayı büyümesidir.  Uzmanlara göre büyüyen bir tiroit dışarıdan rahatlıkla görülebilir ya da boynun bir veya iki tarafında şişlik şeklinde hissedilebilir. Tlroid bezi, metabolizma üzerinde önemli etkisi olan tiroid hormonlarını salgılar. Bu hormonlar tüm hücrelerin ve metabolizmanın çalışma hızını belirler. Uzmanlara göre trioidin ağırlığı 20-25 gram civarındadır. Ayrıca çok büyük guatrlar el veya gözle muayene esnasında kolaylıkla tespit edilebilmektedir. Fakat şüpheli durumlarda ultrasongrafi ile tanı konulmalıdır.

Guatrın iki çeşidi bulunmaktadır. Tiroid bezinin tamamının büyümesine difüz guatr, tiroid bezinin nodüller nedeniyle büyümesine multinodüler guatr denir. Multinodüler guatır da kendi arasında ikiye ayrılmaktadır. Bu hastalık tiroid hormonu fazlalığı ile seyrediyorsa buna toksik multinodüler guatr denir. Bu hastalık halk arasında  zehirli guatr olarak da bilinmektedir. Ancak bu durumda bilinenin aksine zehirli bir durum bulunmamaktadır. Zehirden kastedilen tiroid hormonunun fazlalığıdır. Guatr hastalığı olan bir hastanın belirtilerini göz ardı etmemek gerekir. Bu hastalığın belirtileri parmak ve dil ucunda titreme, sinirlilik, sıcağa dayanamama, zayıflama ve bazı türlerinde boyunda şişlik şeklinde görülmektedir. Eğer uygulanan tedaviye yanıt alınmaz ise böyle bir durumda cerrahi müdahale gerekmektedir.

Guatrın en büyük sebebi iyot eksikliğidir. Bu nedenle hastalık iyotun az tüketildiği bölgelerde daha fazla görülmektedir. Genellikle iç Anadolu bölgesi doğu Karadeniz bölgesi ve doğu Anadolu bölgesinde daha çok sık görülmektedir.

Bebeklerde Obezite

Pazartesi, 25 Ocak 2010

Bebeklerde  Obezite

Beslenme insanın yaşına, cinsiyetine ve özel durumlarına göre ihtiyacı olan besin öğelerini vücu,duna almasıdır. Sağlığın korunmasında ve iyileştirilmesinde beslenme çok önemli bir rol oynamaktadır. ‘Süt çocukluğu  olarak da tanımlanan yaşamın ilk yıllarında beslenme dönemi; büyümenin başlıca belirleyicisi iken; “oyun çocukluğu” ve “okul çocukluğu” dönemlerindeki beslenme; sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazanılması ve erişkin yaşta etkileri ortaya çıkacak.olan bazı sağlık sorunlarının önlenmesi açısından önem kazanmaktadır. İnsanların beslenme alışkanlıktan, çocukluk çağında başlamaktadır ve yerleşen bu alışkanlıkların ileriki dönemlerde değiştirilmesi daha zordur. Örneğin küçük yaşta meyve yeme alışkanlığı kazanmamış, sadece meyve suyu tüketmiş bir çocuk, ileriki dönemlerde meyve yemeyi reddedecektir. Aynı şekilde çocukluktan itibaren düzensiz beslenen, yemek saatleri belli olmayan bir insanın da ileriki dönemlerde üç öğün düzenli ve sağlıklı beslenmesi beklenemez. Küçükken süt içme alışkanlığı kazanmamış bireylerin ileriki yaşlarda süt içmesi çok zordur. Bu sebeplerle başta şunu belirtmek gerekir: Ağaç Yaşken Eğilir! Ailelerin çocuklarına verebilecekleri en güzel, en değerli hediye; onlara doğru beslenme alışkanlıkları kazandırmalarıdır! Yapılan çalışmalarda dünyadaki 5-17 yaş grubundaki her 10 çocuktan birinin kilolu ve bunların 30-45 milyonunda “ciddi obezite” probleminin var olduğunu göstermektedir. Çocukların yaşam tarzında bir iyileştirme yapılmadığı takdirde obezite, yakın gelecekte ülkenin en akut halk sağlığı sorunu haline gelecektir. Özellikle gelişmekte olan ülkelerin büyük şehirlerinde yaşayan çocuklarda obezite alarmı verilmeye başlanmıştır. Ergenlik döneminde kilolu olan çocukların erişkin döneminde de kilolu ya da obez olma olasılığı yüzde 70 olarak bilinmektedir. Obezitenin köklerinin çocukluğa uzandığına işaret edilen çalışmalara göre, bu oran anne veya babadan biri kilolu ya da obez ise yüzde 80′e çıkmaktadır.

OBEZİTENİN YOL AÇTIĞI SORUNLAR:

Obezite; hipertansiyon, kanda trigliserit ve kolesterol yüksekliği buna bağlı kalp-damar hastalıkları, kanda pıhtılaşma eğilimi, enfarktüs ve felç, şeker hastalığı, safra taşlanması ve bazı kanser türlerine eğilim ve yatkınlık nefes alma zorluğu, gece uyku apneleri, yorgun uyanma, kas-iskelet problemleri,,eklem sorunları ve cilt problemleri gibi akut ve kronik birçok sağlık sorununa yol açmaktadır. Obezite aynı zamanda, çocuklarda vücut ve benlik imaj ve algılamalarıyla ilgili bozukluk, sıklıkla tembel, aldırmaz ve aptal olarak algılanma ve bu çocukların okulda şiddet kurbanı olarak seçilmesi gibi günlük yaşamda da bazı olumsuzluklara neden oluyor. Çocuklarımızın en kısa zamanda bu ‘obesitojenik’ (Yağlı yemenin, ekran karşısında hareketsiz yaşamın, arabadan inmemenin normal yaşam kabul edildiği) çevreden uzaklaştırılması gereklidir.

ÇOCUKLUK ÇAĞINDA OBEZİTEDEN KORUNMANIN YOLARI

  • Çocuklar yürüme mesafesindeki yerlere arabayla değil, yürüyerek götürülmeli
  • Günde en az 30 dakika fiziksel aktivite yapmalarını sağlayacak ortam ve yaşam biçimi oluşturulmalı,
  • Cips, kola ve abur cubur yerine; sebze, meyve ve kuruyemiş ağırlıklı beslenme seçilmeli
  • Çocukların saatlerce televizyon ve bilgisayar önünde zaman geçirmesini önleyecek fiziksel aktivite içeren faaliyetler düşünülmeli (Çocuklar okul dışı uyanık kaldıkları zamanın neredeyse yarısını ekran önünde hareketsiz olarak geçirmekte, çok meşgul olan ana-babalar için bu durum onaylanıyor, çoğu da sokakta oynama yerine evde oturmanın daha güvenli olacağını düşünüyor)
  • Basit aile yürüyüşleri yapılmalı
    • Top, ip, raket gibi fiziksel faaliyet gerektiren oyuncaklar alınmalı, gerektiğinde çocukla birlikte oyun oynanmalı
    • Çocuğun okul spor faaliyetlerine katılımı (futbol, voleybol,  basketbol,  yüzme)  teşvik edilmeli
    • Alışverişte sağlığa yararı çok az, yağ içeriği yüksek besinler yerine sebze-meyve yoğurt gibi fonksiyonel besinler satın alınmalı
    • Çocuk sağlıklı beslenmeye yönlendirilmeli, günde 5 kez meyve ve sebze yemesi önerilmeli (Bir adet taze meyve, bir avuç meyve kurusu, bir bardak taze sıkılmış meyve suyu, bir tabak sebze yemeği, bir tabak salata gibi)

•  Çocukla birlikte sofraya oturulmalı

Çocuğun sebze yemeyi reddetmesi halinde, ısrar etmeden ve hiçbir yorum yapılmadan yemek sofradan kaldırılmalı, ancak sürekli sebze yemeği sunulmalı

•    Ana-babanın yemediği, yemeyi sevmediği hiçbir şeyi
çocuğun yemesi beklenmemeli

•             Çocuğun sebzeyi yemesi halinde ödül olarak pasta, tatlı, çikolata, şekerleme önerilmemeli. Bu çocukta bu tür gıdaların daha değerli olduğu imajını yaratmaktadır..

•             Çocukla birlikte yemek hazırlanmalı

•             Çocuğa yiyecek parası vermek yerine yanına elma, muz gibi bir meyve konulmalı

Bu konuda en büyük görev ailelere düşmektedir. Kilo sorunu olan çocukların muhakkak bir doktor ve diyetisyeni görmeleri gerekmektedir. Beslenme ve diyet tedavisi çocuğun büyümesini yavaşlatmaz; tam tersi bu dengeli beslenme sayesinde çocukların boy uzaması ve IQ gelişimi daha hızlı olmaktadır. Çünkü uygulanan beslenme tedavisi çocuğun sadece yaşına uygun kiloya göre değil; boyuna göre olması gereken kiloya göre takip edilir. Amaç, daha iyi büyüme daha sağlıklı yaşamdır.

Atkı Modelleri

Pazar, 17 Ocak 2010

ATKI MODELLERİ

Seçilen atkılar uyumlu ve şık olmalı ki üzerimizde güzel durabilsin. Atkı sadece soğuk havalarda sıcak tutsun diye takılmaz.  Aynı zamanda güzel bir aksesuar olarak da kullanılabilinir. İşte sizler için seçmiş olduğumuz atkı modelleri.

Yılmaz Erdoğan Sana Bakmak Şiiri

Cumartesi, 09 Ocak 2010
her şey yapılabilir
bir beyaz kağıtla
uçak örneğin uçurtma mesela
altına konulabilir
bir ayağı ötekinden kısa olduğu için
sallanan bir masanın
veya şiir yazılabilir
süresi ötekilerden kısa
bir ömür üzerine.
bir beyaz kağıda
her şey yazılabilir
senin dışında
güzelliğine benzetme bulmak zor
sen iyisi mi sana benzemeye çalışan
her şeyden
bir gülden bir ilk bir sonbahardan sor
belki tabiattadır çaresi
senin bir çiçeğe bu kadar benzemenin
ve benim
bilinci nasırlı bir bahçıvan çaresizliğim
anlarım bitkiden filan
ama anlatamam
toprağın güneşle konuşmasını
sana çok benzeyen bir çiçek yoluyla
sen bana ışık ver yeter
bende filiz çok
köklerim içimde gizlidir
gelen giden açan soran bere budak yok
bir şiir istersin
“içinde benzetmeler olan”
kusura bakma sevgilim
heybemde sana benzeyecek kadar
güzel bir şey yok
uzun bir yoldan gelen
tedariksiz katıksız bir yolcuyum
yaralı yarasız sevdalardan geçtim
koynumda bir beyaz kağıt boşluğu
her şeyi anlattım
olan olmayan acıtan sancıtan
bilsem ki sana varmak içindi
bütün mola sancıları
bütün stabilize arkadaşlıklar
daha hızlı koşardım
severadım gelirdim
gözlerinin mercan maviliğine
sana bakmak
suya bakmaktır
sana bakmak
bir mucizeyi anlamaktır
sağa sola bakmadan yürüdüğüm yollar tanıktır
aşk sorgusunda şahanem
yalnız kelepçeler sanıktır
ne yazsam olmuyor
çünkü bilenler hatırlar
hem yapılmış hem yapma çiçek satanlar
bahçıvanlar değil tüccarlardır
sen öyle göz
sen öyle toprak ve güneş ortaklığı
sen teninde cennet kayganlığı iken
sana şiir yazmak ahmaklıktır
bir tek söz kalır
dişlerimin arasından
ben sana gülüm derim
gülün ömrü uzamaya başlar
verdiğim bütün sözler
sende kalsın isterim
ben sana gülüm derim
gül sana benzediği için ölümsüz
yazdığım bütün şiirler
sana başlayan bir kitap için önsöz
sana bakmak
bir beyaz kağıda bakmaktır
her şey olmaya hazır
sana bakmak
suya bakmaktır
gördüğün suretten utanmak
sana bakmak
bütün rastlantıları reddedip
bir mucizeyi anlamaktır
sana bakmak
allah’a inanmaktır