Boyun Fıtığı Belirtileri

BOYUN FITIĞI

Boyun fıtığı önemli bir hastalıktır. Tedavi edilmediğinde çok rahatsız edici boyutlara ulaşabilir. Boyun fıtığı, boyun bölgesindeki omurların arasında bulunan disklerin yapısında bozulmalar sonucu omurilik ya da sinir köklerine baskı oluşmasıdır. Uzmanlara göre boyun fıtığının en çok görülen belirtileri boyun ve kola vuran ağrı olmakla beraber daha ileriki dönemlerde kollarda ve bacaklara his kaybı ve güçsüzlüktür.
Boyun Fıtığı Belirtileri

Boyun fıtığına birçok şey neden olabilir. Mesela baş öne eğik bir şekilde uzun süre çalışma, çok fazla telefonla konuşmak, oturarak uyumak, yaşlanmadan kaynaklanan kemik yapısındaki değişiklikler, masa başı işler, ani ver sert yapılan boyun hareketleri, boyun kaslarında zayıflık, uzun süre bilgisayar ya da daktilo kullanmak, uzun süre araç kullanmak, geçirilmiş boyun travması ve spor yaralanmaları gibi birçok etken boyun fıtığına yol olabilir.

Boyun Ağrısında Yapılması Gerekenler:

Boyun ağrılarının en büyük sebebi sürekli aynı pozisyonda çalışmaktır. Ancak alınacak bazı önlemlerle boyun ağrıları sorun olmaktan çıkabilir.

Aynı pozisyonda uzun süre kalmamaya çalışın
Yatarken çok sayıda yastık kullanma ve kullanılan yastığın kalın olmamasına özen gösterin
Çalışmanıza ara vererek aralıklı olarak ayağa kalkın ve kısa yürüyüşler yapın
Çalışırken pozisyonunuzu en iyi şekilde ayarlamaya çalışın
Televizyon izlerken kanepenin başına kafanızı dayadığınız durumlarda uyuklamamaya özen gösterin
Çok fazla telefon görüşmesi yapıyorsanız telefonu boyun ile omuz arasına çok fazla koymamaya çalışın
Masa başında oturarak çalışma durumunda ya da bilgisayar karşısında otururken sürekli boynunuzun eğik olmamasına dikkat edin
Boyun egzersizleri yapın ancak kontrolsüz spor yamaktan uzak durmaya çalışın

Etiketler: , , ,

Depresyon Belirtileri

DEPRESYON NEDENLERİ

Depresyon önemsenmesi gereken bir rahatsızlıktır. Genellikle 20 ila 50 yaşları arasında daha sık görülmektedir. İnsanlar birçok nedenden dolayı depresyona girebilir. Depresyona duygu bozukluğu da denilir. Depresyon sorunu yaşayan kişiler eskiden zevk aldıkları uğraşlardan zevk almamaya ve hayata bakış açıları daha karamsar olmaya başlar. Ayrıca çalışma iş hevesini ve enerjisini yitirir. Çevreyle olan bağlantısını keser ve yalnız kalmaya özen gösterir. Bu ruh hali bazı kişilerde tepkisizlik, durgunluk hissedilirken, bazılarında açık bir üzüntü hissi hatta sık sık ağlama da söz konusu olabilir.

Depresyona giren kişi geleceğe umutla bakmaz. Aksine geleceğe dair çok karamsar olurlar. Düşüncelerindeki bu olumsuzluk kişinin kendine verdiği değer duygusunu da etkiler. Öyle ki depresif kişi iyi bir insan olmadığını inancını yitirmeye ve kendisinden kuşku duymaya başlar. Depresyona giren kişinin davranışlarında bazı değişiklikler görülebilmektedir. Kişi eskisine göre daha yavaş hareket eder, aklına gelen düşüncelerde farlılıklar gösterir ve tutarlı davranışlar sergilemez. Bu tür davranışlardan dolayı kişi insanlardan uzaklaşmak isteyebilir ya da içine kapanabilir.

Depresyona giren kişilerin iştahı azalabilir yada artabilir. Yani depresyon durumunda olan kişi ya çok kilo alır ya da çok zayıflar. Ayrıca sıkıntıya bağlı kalp çarpıntıları, panik nöbetleri, sık sık idrara çıkma gibi durumlar ortaya çıkabilir. Aynı zaman da depresyon cinsel isteksizliğe de neden olabilir. Depresyon çok önemsenmesi gereken bir rahatsızlık türüdür çünkü depresyona giren kişi önce yaşama isteksizliği, ölmüş olmayı isteme ve giderek yaşamına son verme düşüncelerine yol açabilir.

Depresyon belirtileri:

Depresyonun birden çok belirtisi vardır. Aslında kişiye dikkatlice bakıldığında bu kolayca fark edilebilinir. En çok anlaşılan belirtisi kişinin yaşam sevincini ve ilgisini yitirmesidir. Bazı durumlarda ise alınganlık ve karamsarlık ön planda olabilir. Ayrıca hayattan zevk almama, üzüntü hali, uyku ve iştah kaybı,halsizlik görülebilir. Kişinin durgun olması agresif ve gergin görünmesi ayrıca çok karamsar olması ,hiç bir şey yapmak istememesi, tutarlı davranışlar sergilememesi gibi durumlarda depresyon belirtilerindendir. Bu belirtilerin haftalar boyu sürmesi depresyon halinin olduğunu göstermektedir. Depresyon farklı dönemlerde görülebilir. Mesela kadınlar hamilelik sırasında ya da doğumdan sonra depresyona girebilir. Depresyon genellikle 20’li ve 50’lili yaşlarda daha çok görülebilir. Bu dönemler geçiş dönemi olduğundan ve her geçiş dönemi uygun şarlara uyum gerektirdiğinden depresyona girilme olasılığı daha fazladır.

Etiketler: , ,

Tansiyon

TANSİYON

Tansiyon genellikle iki nedenden dolayı ortaya çıkmaktadır. Bunlardan bir tanesi damar yatağı içerisinde sıvının fazlalığından, ikincisi de damar civarındaki elastik lifleri kasılmasına bağlı olarak damar yatağında oluşan basınçtan. Basıncın niçin ve nasıl arttığı bu iki sebeple açıklanabilir.

Böbrek rahatsızlığı olan kişilerde vücut fazla suyu atamayınca sıvı artışına bağlı olarak basınç, yani tansiyon yükselir. Ayrıca kalp hastalığı ve stres faktörleri de tansiyonu tetiklemektedir. İki çeşit tansiyon hastalığı vardır.  Bunlar esansiyel yani primer tip denilen hipertansiyonun tam olarak nedeni bilinmez ve hastaların yüzde 90’ bu gruptadır. Genetik yatkınlık başka bir değişle ailede tansiyon hastalığın bulunması önemlidir. Risk faktörleri aşırı tuzlu,beslenme,stres,hareketsiz yaşam,obezite gibi rahatsızlıkları ortaya çıkartabilir.

İkincil (sekonder) hipertansiyon ise böbrek ve  üstü bezlerini, tiroid bezini ilgilendiren hastalıklar,gebelik ve kullanılan bazı ilaçlara bağlı olarak değişir.Hipertansiyon halk arasındaki adıyla yüksek tansiyon olarak ta bilinir. Yüksek tansiyon organ hasarına neden olduğundan kesinlikle hastalık olarak kabul edilmektedir. Aynı zamanda başka bir hastalığın sonucu olarak da hipertansiyon ortaya çıkabilir. Yüksek tansiyonda baş ağrısı görülebilir. Bunun nedeni tansiyonun damarlara gereğinden fazla baskı uygulaması ve sinir uçlarına etki etmesiyle baş ağrısının ortaya çıkmasıdır. Genellikle yüksek tansiyonu olan kişilerde enseden başlayan baş ağrısı görülmektedir.Yüksek tansiyonu olan kişiler mutlaka uzman bir hekime gitmeleri gerekmektedir.  Yüksek tansiyon her zaman dikkate alınmalıdır. Zamanında önlem alınmazsa daha kötü sonuçlara neden olabilir. Birde tansiyonun 11’in altında  olması durumu hipotansiyon yani düşük tansiyondur.Bir hastalık değil fakat hastalık belirtisidir.

Etiketler: , , , , , ,

Reflü Belirtileri

REFLÜ

Reflü hastalığı birçok kişide görülebilir. Genellikle mide reflüsü olarak bilinen reflü hastalığı, mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçmasıdır. Reflü rahatsızlığı gün içerisinde yemek yedikten sonra birçok kez görülebilir. Ancak vücuda herhangi bir zararı bulunmamaktadır. Sadece yemek borusunun asitten kendini koruma özelliği bulunmadığından asitten zarar görür. Uzmanlara göre Yetişkin kişilerin % 20sinde reflü hastalığı görülmektedir.

Reflü hastalığı çok sık görülebilen bir hastalıktır. Bu hastalık birçok sebepten dolayı ortaya çıkabilir. Mesela gece yenen yiyecekler, özellikle yağlı yiyecekler bu rahatsızlığı tetikleyen etkenlerdendir. Genellikle çok yedikten sonra mide yanması görülmektedir.

Reflü Hastalığının Belirtileri:

* Göğüste göğüs kemiği arkasında yanma
* Ağza açımsı su gelmesi
* Geğirme ve şişkinlik olması
* Ağza yemek artıklarının gelmesi
* Yemek yerken yutkunma güçlüğünün olması

Uzmanların reflü tanısında en çok kullandıkları yöntem gastroskopi’dir. Ancak bazı durumlarda farklı yöntemler uygulanabilinir. Mesela ilaç tedavisi, cerrahi tedavi ve endoskopi tedavisi uygulanabilinir.

Etiketler: , , , , ,

Bebeklerde Gaz Sancısı

BEBEKLERDE GAZ SANCISI

Birçok bebeğin gaz sorunu bulunmaktadır.  Gaz bebekler i oldukça zor durumda bırakan bir sancıdır. Gaz sancısı olan bebekler ayaklarını yukarıya doğru çekerek ağlarlar.  Genellikle bebeklerin dengesiz beslenmeleri gaz sancılarını artırmaktadır.  Mesela şekerli su verilmesi, emziklerin bala ve pekmeze batırılması, doktor kontrolü olmadan erken ek gıdalara başlanması, meyve ve meyve sularının gerektiğinden fazla verilmesi ve yeterince olgunlaşmamış besinler gaz sancılarını artırmaktadır.

Bebeklerde gaz sancısı olmasının diğer bir nedeni de emziren annelerin yediklerine dikkat etmemelerinden kaynaklanır. Anne ne yer ve ne içerse anne süt ile birlikte bebeğe de geçer.  Eğer bebek gün içerisinde devamlı hiç durmadan ağlıyorsa ve acısının tıbbi olarak bir açıklaması yok ise başka  bir ifade ile sağlıklı ise bunu nedeni gaz sancısı olabilir. Gaz sancısı olan bebekler güçlerini bitirene kadar durmaksızın ağlarlar. Bu gaz sorununun önlenebilmesi için annenin gıdasına dikkat etmesi ve gaz yapıcı yiyecek ve içecekler den uzak durması gerekir.

Genellikle bebeklerde gaz olmaması için ne kadar çok önlem alınsa da  yine de bu problemle karşılaşmamak kaçınılmazdır.  Çoğunlukla bebeklerde gaz sorunu 3 ile 4 ay kadar sürmektedir. Daha sonra kendiliğinden geçmektedir. Aslında bunun yaşanması gereken bir gelişim süreci olduğunu bilmek ve paniğe kapılmamak gerekmektedir.

Bebeklerini emziren anneler gaz yapmaya neden olan bazı gıdalardan uzak durmalıdırlar. Mesela  soğan, sarımsak,kuru fasulye, karnabahar brokoli, kepekli yiyecekler, lahana, portakal, limon ,greyfurt, kafein içeren içecekler, çikolata,çay,bulgur,karpuz  gibi gıdalar bebeklerde gaz oluşmasına neden olmaktadır. Bu nedenle bebeklerini emziren anneler bu tür gıdalardan uzak durmaya çalışmalıdırlar. Ayrıca bebek emzirirken tutuş şekli ve sigara içmekte gaz sancısına neden olmaktadır.

Etiketler: , , ,